2026 yılı Türk turizmi için sadece rekorların kırıldığı bir yıl değil, aynı zamanda dijital dönüşümün kurallarla imtihan edildiği bir yıl oluyor. Sezonun kapıları aralanırken, sektörün iki lokomotif gücü TÜRSAB ve TÜROB arasında “online rezervasyon platformları” üzerinden süregelen tartışma, aslında tek bir gerçeğe işaret ediyor: Turizmde yeni bir çağa giriyoruz ve bu çağda yasaklarla değil, akılcı mevzuatlarla ayakta kalabiliriz.
Acenteler Neden Endişeli?
TÜRSAB’ın online platformlara yönelik haklı çıkışı, aslında bir hayatta kalma mücadelesinin yansımasıdır. Türkiye’nin dört bir yanındaki seyahat acenteleri, ağır vergi yükümlülükleri, personel maliyetleri ve katı denetimlerle boğuşurken; hiçbir yasal sorumluluğu olmayan küresel devlerin pastadan pay alması adaletsiz bir rekabet yaratıyor. Burada mesele teknolojinin kendisine karşı olmak değil, “adil bir oyun sahası” talep etmektir.
Otelciler Neden Vazgeçemiyor?
Öte yandan TÜROB’un penceresinden baktığımızda, küresel pazarlama gerçeğini görüyoruz. Bugün dijital dünyada “ulaşılabilir” değilseniz, aslında yoksunuz demektir. Otelcilerimiz, doluluk oranlarını maksimize etmek ve Türkiye’nin her bir köşesini dünyaya tanıtmak için bu devasa online ağlara ihtiyaç duyuyor. Onlar için bu platformlar birer “engel” değil, dünyaya açılan pencerelerdir.
Peki, Nasıl Bir Yol İzlenmeli?
Bu iki haklı görüşü bir çatışma unsuru olmaktan çıkarıp, Türk turizminin lehine bir stratejiye dönüştürmek mümkün. İşte 2026 vizyonu için 3 temel adım:
- Muhataplık ve Temsiliyet: Küresel rezervasyon platformlarının Türkiye’de ofis açması ve yerel mevzuata tabi olması artık bir seçenek değil, zorunluluk olmalıdır. Vergisini Türkiye’de ödeyen, hukuki muhatabı burada olan bir sistem, acentelerimizin haksız rekabet kaygısını dindirecektir.
- Hukuki Altyapının Modernizasyonu: 1618 sayılı yasa gibi temel taşlarımızı, 2026’nın dijital gerçeklerine göre revize etmeliyiz. Dijital platformları “yasaklamak” yerine, onları Türk turizm ekosistemine entegre edecek bir Dijital Turizm Yasası şarttır.
- Milli Teknoloji Yatırımı: Dışa bağımlılığı azaltmak adına, yerli yazılımcılarımız ve sektör paydaşlarımızla birlikte; komisyonun yurt içinde kaldığı, yerli acente ve otelciyi doğrudan buluşturan güçlü bir milli portal projesini devlet teşvikiyle hayata geçirmeliyiz.
Sonuç olarak;
TÜRSAB ve TÜROB arasındaki bu diyalog, sektörün gelişim sancısıdır. 2026 sezonu başlarken bu “online imtihanı” ancak ortak akılla verebiliriz. Yasaklar bizi dünyadan koparır, kuralsızlık ise yerli oyuncumuzu bitirir. Bizim ihtiyacımız olan şey; dünyayla entegre, ancak kendi haklarını koruyan “Güçlü ve Dijital Bir Türk Turizmi” modelidir.





